Zafer Şahin’den Dikkat Çeken Medya Vedası: “Hayat Bir Duruştur”
Türkiye medya dünyasında son günlerde alevlenen gazetecilik etiği ve liyakat tartışmaları, deneyimli ünlü gazeteci Zafer Şahin’in radikal bir kararla televizyon ekranlarına veda etmesiyle yeni bir boyut kazandı. Hürriyet yazarları Ahmet Hakan Coşkun ve Hande Fırat’ın, iktidara yakın medyada yer alan gazetecilerin ‘parti sözcüsü’ gibi hareket etmesi yönündeki eleştirileri, Zafer Şahin’in “Hayat bir duruştur” diyerek televizyon programlarından çekildiğini duyurmasına neden oldu.
Şahin, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Ah şu ekrana çıkan -yandaş- gazeteciler ah… Bu ülkenin yakın tarihinde bütün kritik dönüm noktalarında, devletin, milletin yanında durdukları için suçları büyük” ifadelerini kullandı. Bu açıklaması, tartışmanın kişisel boyuta taşındığını ve medya içi gerilimin ne denli yüksek olduğunu gözler önüne serdi. Kararının ardından kendi YouTube kanalına ve sosyal medya faaliyetlerine ağırlık vereceğini belirten Şahin, “Ekrana çıkma meraklısı değilim” diyerek tavrını netleştirdi.
Medyada Liyakat ve Sorumluluk Krizi: Anchor mı, Spiker mi?
Tartışmanın fitilini ateşleyen Hürriyet yazarı Hande Fırat, kaleme aldığı “Şimdi iğneyi batırma zamanı” başlıklı yazısında, Türkiye medyasındaki “anchor” ve “spiker” kavramlarının yanlış anlaşıldığına dikkat çekiyordu. Fırat’a göre, ABD ve Avrupa’da “anchor” yayını yöneten, editoryal sorumluluk taşıyan, yılların deneyimi ve güveniyle bu pozisyona gelen kişiyken, Türkiye’de “spikerlik” ne yazık ki “görünürlük, estetik ve düzgün diksiyonla” tanımlanır hale geldi. Bu durum, editoryal sorumluluğun boşalmasına ve yayın içeriğinin patronaj, klikler veya ‘görüntü ekonomisi’ tarafından belirlenmesine yol açtığı yönünde eleştirilerle karşılaştı.
Fırat, yurt dışında büyük kanallarda muhabirlikten başlayıp, saha deneyimi kazanarak yükselme ilkesinin “risk yönetimi” olarak görüldüğünü, kriz anında yayını taşıyamayacak birine ana masanın teslim edilmediğini vurguladı. Türkiye’de ise bu liyakat mekanizmalarının erimesi, bir gecede köşe yazarı yapılan, ekranlara taşınan ve editoryal sorumluluk almadan kanaat önderi ilan edilen isimlerin artmasına neden oldu.
Siyasi Medya İlişkisi ve Gelecek Projeksiyonları
Ahmet Hakan Coşkun da kendi köşesinde iktidarı savunma işinin ‘gazetecilere terk edildiği’ eleştirisini getirerek, “İktidarı savunmak, gazetecilere bırakılamayacak kadar ciddi bir iştir” dedi. Bu çağrı, Zafer Şahin’in tepkisini çekerek, “Fetönün trollerine, belediye medyasına bizi hedef gösterten, dalga geçmelerine zemin hazırlayan bir yaklaşıma tepkisiz kalamam” yanıtını vermesine neden oldu.
Bu tartışmaların arka planında, gazeteci İsmail Saymaz’ın aktardığı siyaset kulis bilgisi de dikkat çekiyor: AK Parti’nin medya stratejisini değiştirerek, bütçe görüşmeleri sonrası ekranlarda iktidar yanlısı gazeteciler yerine kendi milletvekillerini ve yöneticilerini konuşturacağı iddia edildi. Bu durum, Zafer Şahin gibi isimlerin kişisel kararlarının ötesinde, Türk medyasının genel gidişatına dair önemli ipuçları sunuyor.
Türkiye’de medya etiği, liyakat ve siyaset ilişkisi üzerine süregelen bu gündem, hem mesleki standartlar hem de toplumsal güven açısından kritik önem taşıyor. Zafer Şahin’in açıklaması ve ardından gelen tartışmalar, bu hassas dengenin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha ortaya koydu.
Medya Tartışmasındaki Temel Başlıklar:
- Ahmet Hakan ve Hande Fırat’tan ‘Yandaş Gazetecilik’ Eleştirisi: İktidara yakın medyadaki bazı gazetecilerin siyasi parti sözcüsü gibi hareket ettiği iddiaları gündeme geldi.
- Zafer Şahin’den Radikal Karar: Eleştirilerin hedefi olan Şahin, “Hayat bir duruştur” diyerek televizyon programlarından ayrıldığını ve kişisel dijital platformlara yöneleceğini duyurdu.
- Medyada Liyakat Krizi: Hande Fırat, Türkiye’de “anchor” ve “spiker” ayrımının kaybolduğunu, liyakat yerine “görünürlük”ün ön plana çıktığını belirtti. Bu, Habertürk uyuşturucu soruşturması gibi medya yı derinden etkileyen olaylar bağlamında daha da sorgulanıyor.
- Dünya Örnekleri: ABD ve Avrupa’da “anchor” pozisyonlarının yıllarca saha ve editörlük deneyimi gerektirdiği, Türkiye’deki durumla büyük tezat oluşturduğu vurgulandı.
- AK Parti’nin Yeni Medya Stratejisi: Kulis bilgilerine göre, AK Parti’nin siyaset çilerini daha fazla ekrana çıkararak iktidarı savunma görevini onlara yükleyeceği konuşuluyor. Bu durum, Ela Rümeysa Cebeci ve Mehmet Akif Ersoy gibi isimlerle ilgili yürütülen uyuşturucu soruşturması sürecindeki tartışmalarla da kesişiyor.

Bir yanıt yazın