Uluslararası alanda ekonomi bilimine yaptığı öncü katkılarla tanınan ve Nobel Komitesi’nin 2025 Ekonomi Bilimleri raporunda dünyayı şekillendiren dört isimden biri olarak gösterilen Prof. Dr. Ufuk Akçiğit, Koç Üniversitesi Rahmi M. Koç Bilim Madalyası’nın bu yılki sahibi oldu. Chicago Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nde görev yapan ve aynı zamanda Koç Üniversitesi mezunu olan Akçiğit, Türkiye ekonomisi için inovasyon, verimlilik, KOBİ’ler ve yapay zeka konularında önemli değerlendirmelerde bulundu.
Türkiye’de Kaliteli Büyüme ve İnovasyon Vizyonu
Prof. Dr. Akçiğit, ülkelerin uzun vadede kaliteli büyümeyi sağlamaları için kısa vadeli politikalardan ziyade, nitelikli insan kaynağına ve uzun soluklu bir vizyona odaklanmaları gerektiğini vurguladı. İnovasyonun bu süreçte hayati rol oynadığını belirten Akçiğit, Nobel Komitesi’nin dahi inovasyonun önemini iki kez ödüllendirdiğini hatırlattı. Ancak, orta gelir tuzağına takılan ülkelerde inovasyonun bir ekosistem ve uzun vadeli bir vizyon gerektirmesi nedeniyle tetiklenemediğini gözlemlediğini aktardı.
Akçiğit, inovasyon konusunda sadece şirketlere yapılan Ar-Ge yatırımları veya vergi indirimlerinin yeterli olmadığını, zira şirketlerin ‘içinde çalışan insanlardan oluşan bir yer’ olduğunu ifade etti. Ona göre, inovasyon için önce doğru yetenekleri bulmak ve eğitmek ‘gerekli koşul’ ancak ‘yeterli koşul’ değil.
KOBİ’ler ve ‘Süperstar Firmaların’ Yokluğu
Türkiye’deki KOBİ (Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler) ağırlığının makro büyümeyi nasıl etkilediği sorusuna yanıt veren Akçiğit, çok sayıda küçük firmanın olmasının aslında başka bir durumun ‘semptomu’ olabileceğini dile getirdi. Bu durumun, ülkede çok fazla ‘zorunlu girişimci’ (zorda kaldığı için firma kuranlar) olduğu anlamına gelebileceğini özetledi. Asıl sorulması gerekenin, ‘Büyüyüp bu KOBİ’lerde çalışan insanları istihdam etmesi gereken bu yıldız süperstar firmaların neden çıkmadığı’ olduğunu belirtti.
Türkiye’de verimlilikten dolayı firmaların büyümesinin çok gözlemlenemediğini, verimlilikle firma büyüklüğü arasındaki ilişkinin yüksek olmadığını ifade eden Akçiğit, uluslararası pazarlara açılabilen firmaların yeterince geliştirilemediğini, bunun yine inovasyona ve teknolojiye dayandığını söyledi. Politikaların, büyüyebilecek firmaların önünü açmaya ve verimlilikle büyüme arasındaki ilişkiyi daha sıkılaştırmaya odaklanması gerektiğini dile getirdi.
Yapay Zeka Fırsatı ve Türkiye’nin Konumu
Yapay zeka (YZ) teknolojisinin henüz başlarında olunsa da çok hızlı ilerlediğini belirten Prof. Akçiğit, ‘Bu tren gerçekten kaçabilir’ uyarısında bulundu. Özellikle Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için bu büyük teknolojik devrimlerin çok iyi bir fırsat yarattığını vurguladı. Ancak ne yazık ki, Türkiye’nin YZ kullanımı açısından çok hızlı ilerlemediğini ve yapay zekayı henüz iyi bir şekilde kullanır hale gelemediğini kaydetti.
Akçiğit, yapay zekanın gelir dağılımına mutlaka etkisi olacağını ifade etti. Yaratıcı yıkım teorisinin, yeni girişimcilerin kendilerine fırsat bulup mevcut firmaları yerinden edebilmesi durumunda bunun gelir dağılımını kötüleştirmeyeceğini, aksine iyileştireceğini belirtti. Yapay zekayı daha çok kullanan firmaların büyük ya da küçük değil, ‘genç’ firmalar olduğunu söyleyen Akçiğit, ‘Genç girişimcilerin ve genç firmaların önünü açmamız gerekiyor’ ifadelerini kullanarak genç yeteneklerin desteklenmesinin önemine dikkat çekti. Yapay zeka dünyasında yaşanan son gelişmeleri ve teknolojik ilerlemeleri Yapay Zeka Haberleri sayfamızdan takip edebilirsiniz. Ayrıca, yapay zekanın siber güvenlik üzerindeki etkileri gibi önemli konulara dair bilgiyi Yapay Zeka Destekli Siber Tehditler makalesinde bulabilirsiniz. Yenilikçi AI cihazlarına dair güncel haberler için ise Sam Altman ve Jony Ive’dan Yeni Nesil AI Cihazı başlıklı haberimizi inceleyebilirsiniz.

Bir yanıt yazın