Hazine ve Maliye Bakanlığı, Türkiye’nin ekonomik geleceğini şekillendirecek önemli adımlar atmaya devam ediyor. Özellikle 2026 yılına yönelik finansman programı ve iç borç ihraç takvimi, piyasaların ve yatırımcıların yakından takip ettiği konular arasında yer alıyor. Bu kapsamda, Ocak 2026’nın ilk haftasında gerçekleştirilecek ihaleler ve doğrudan satışlar ile Gedik Yatırım’ın detaylı 2026 Finansman Programı analizi, Hazine’nin önümüzdeki döneme ilişkin stratejilerini ortaya koyuyor.
Ocak 2026 İç Borç İhraç Takvimi
Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın yayımladığı iç borç ihraç takvimine göre, Ocak 2026’nın ilk günlerinde bir dizi önemli borçlanma işlemi gerçekleştirilecek. Bu işlemler, devletin kısa ve orta vadeli finansman ihtiyaçlarını karşılamayı hedefliyor:
| Tarih | Vade Türü | Vade (Gün) | Kupon/Kira Ödemesi | İhraç Şekli |
|---|---|---|---|---|
| 5 Ocak Pazartesi | Kuponsuz Devlet Tahvili | 364 | Yok | İlk İhraç |
| 5 Ocak Pazartesi | Değişken Faizli Devlet Tahvili | 1456 | 6 Ayda Bir | İlk İhraç |
| 6 Ocak Salı | Kira Sertifikası | 728 | 6 Ayda Bir | Doğrudan Satış |
| 6 Ocak Salı | Sabit Kuponlu Devlet Tahvili | 1729 | 6 Ayda Bir | Yeniden İhraç |
Bu ihraçlar, Hazine’nin piyasalardan nakit çekme ve borç stoğunu yönetme kapasitesinin kritik bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
2026 Finansman Programı: Yüklü Borç Servisi Bekleniyor
Gedik Yatırım tarafından hazırlanan bir rapora göre, Hazine ve Maliye Bakanlığı‘nın 2026 Finansman Programı, önemli borç servis ödemelerini beraberinde getirecek. Toplam borç servisinin yaklaşık 6,0 trilyon TL seviyesinde öngörüldüğü raporda, bu tutarın 5,0 trilyon TL’sinin iç borç, yaklaşık 948 milyar TL’sinin (kabaca 20 milyar dolar) ise dış borç geri ödemelerinden oluştuğu belirtildi.
İç borç tarafında 2,7 trilyon TL anapara ve yaklaşık 2,34 trilyon TL faiz ödemesi yer alırken, dış borç geri ödemelerinde 590 milyar TL (12,5 milyar dolar) anapara ve yaklaşık 358 milyar TL (7,5 milyar dolar) faiz ödemesi bulunuyor. Hazine, 5,0 trilyon TL iç borç geri ödemesine karşılık 5,3 trilyon TL’nin üzerinde iç borçlanma planlıyor (yüzde 106’lık yeniden borçlanma oranı). Dış borçta ise 20 milyar dolarlık geri ödemeye karşılık, 13 milyar dolarlık borçlanma (yüzde 65’lik yeniden borçlanma) öngörülüyor.
Faiz Ödemelerinin Yükseliş Nedenleri
2026’da beklenen yüklü faiz ödemeleri, bütçe açığı ve geçmiş dönemdeki borçlanma stratejileriyle doğrudan ilişkili. Faiz yükündeki artışın temel nedenleri şöyle sıralanıyor:
- Bütçe Açıkları: 2023’ten itibaren hızla büyüyen bütçe açığına bağlı olarak artan iç borçlanma ihtiyacı.
- TÜFE’ye Endeksli Tahviller: Son 10 yılda ihraç edilen TÜFE’ye endeksli tahvillerin yaklaşan itfalarında geçmiş yıllara ait enflasyon farklarının ödenmesi ciddi bir faiz yükü yaratıyor. Örneğin, Ocak 2026 için öngörülen yaklaşık 410 milyar TL’lik iç borç faiz ödemesinin yaklaşık yarısı, ilk kez 2016 yılında ihraç edilen 14/01/2026 vadeli TÜFE’ye endeksli tahvilin itfasından kaynaklanıyor.
- Altına Dayalı Borçlanmalar: Hazine’nin 2024 ve 2025 yıllarında gerçekleştirdiği altına dayalı borçlanmaların itfaları 2026 yılına denk geliyor. Altın fiyatlarında yaşanan yükselişlerle birlikte, 2026’daki toplam iç borç servisinin yaklaşık 1,2 trilyon TL’sinin altına dayalı senetlerin itfalarından kaynaklanacağı, bu tutarın kabaca 700 milyar TL’sinin ise altın fiyat artışına bağlı faiz ödemeleri niteliğinde olacağı tahmin ediliyor. Hazine’nin 2026’da altına dayalı tahvil ihraçları yapmaya devam etmesi, ancak önceki iki yılki ölçekte olmaması bekleniyor.
Yeniden Borçlanma Oranında Beklentiler
2025 Ocak-Kasım döneminde Hazine, 2,4 trilyon TL iç borç geri ödemesi yaparken, iç borçlanma tutarı 3,3 trilyon TL’ye ulaşarak yeniden borçlanma oranını yüzde 137’ye çıkarmıştı. Aralık’taki gerçekleşmelerle birlikte 2025 yılı yeniden borçlanma oranı yüzde 135 civarında gerçekleşmiş olacak. 2026‘da ise iç piyasadan yeniden borçlanma oranında yüzde 130’lardan yüzde 110’a doğru bir gerileme bekleniyor. Ayrıca, Hazine ve Maliye Bakanlığı‘nın 2026’da iç borçlanmada döviz cinsi ihraçların payının azalmasını hedeflediği belirtiliyor. Bu durum, döviz piyasalarındaki dalgalanmaların kamu finansmanına etkisini azaltma amacını taşıyor. Bu finansman hamleleri, genel ekonomi ve kişisel yatırım kararlarını da doğrudan etkileyecektir. Örneğin, Merkez Bankası 2026 takvimi ve emekli ve memur maaş zammı 2026 gibi konular, Hazine’nin bu borçlanma stratejileriyle yakından ilişkilidir. Aynı zamanda, 2026 pasaport, ehliyet ve kimlik ücretleri gibi kamu hizmeti bedelleri de bu finansal çerçeve içinde değerlendirilmektedir.

Bir yanıt yazın