Vladimir Putin ve Oligarklar: Savaşın Gölgesinde Güç Dengeleri

Ukrayna’da devam eden savaşa ve Batı’nın ağır yaptırımlarına rağmen, Rusya’da milyarderlerin sayısı tarihi bir zirveye ulaştı. Bu şaşırtıcı tablo, Vladimir Putin‘in 25 yılı aşkın iktidarında Rusya’nın zengin ve güçlü elitleriyle kurduğu karmaşık ilişkiyi ve ‘havuç ve sopa’ politikalarının etkinliğini gözler önüne seriyor. Kremlin’in bu stratejisi, süper zenginleri birer muhalif olmaktan çıkarıp, rejim için sessiz ve sadık destekçilere dönüştürdü. Bu durum, küresel çapta yaşanan ekonomik ve siyaset alanındaki dalgalanmaların Rusya içindeki yansımalarını anlamak açısından kritik öneme sahip.

Putin Döneminde Oligarkların Yükselişi ve Kontrolü

Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından, 1990’lı yıllar Rusya’da devasa devlet işletmelerinin özelleştirilmesiyle büyük bir servet akışı yarattı. Bu dönemde ortaya çıkan ve ‘oligarklar’ olarak anılan iş insanları, edindikleri ekonomik güçle birlikte ciddi bir siyaseti nüfuz da kazandılar. Hatta Boris Berezovsky gibi bazı isimler, Vladimir Putin‘in 2000’li yılların başında devlet başkanlığına yükselişinde aktif rol oynadıklarını iddia ettiler.

Ancak Putin’in iktidara gelişiyle bu durum kökten değişti. Putin, oligarkların siyasi gücünü kırmak ve devleti merkezileştirmek için kararlı adımlar attı. Ya sadakat ya da tasfiye seçeneği sunularak, bir zamanların güçlü iş insanları yavaş yavaş siyasi arenadan çekilmek veya Kremlin’in belirlediği sınırlar içinde kalmak zorunda kaldı. Berezovsky’nin 2013’teki gizemli ölümü, bu yeni dönemin acı bir sembolü oldu.

Ukrayna Savaşı ve Rus Elitlerinin Dönüşümü

24 Şubat 2022’de Vladimir Putin‘in Ukrayna’ya karşı başlattığı savaş (Küresel Fay Hatları Derinleşiyor: 2025-2026 Döneminde Savaşın Yeni Yüzü) emrini verdiğinde, Batı dünyası Rusya’ya eşi benzeri görülmemiş yaptırımlar uyguladı. İlk başta bu yaptırımlar, Rusya’daki milyarderler için büyük bir şok etkisi yarattı. Forbes dergisine göre, Nisan 2022’ye gelindiğinde, ülkedeki milyarder sayısı 117’den 83’e düştü ve toplamda 263 milyar dolar servet kaybı yaşandı. Milyarderler, Kremlin’deki toplantılarda ‘solgun ve uykusuz’ bir görüntü çizdiler.

  Galatasaray’da Beklenmedik Ayrılık: Ahmed Kutucu Trabzonspor’a mı?

Savaş Ekonomisiyle Gelen İkinci Bahar: Oleg Tinkov Örneği

Ancak ilerleyen yıllar, beklenenin aksine Rusya’nın iş dünyası için yeni bir dönemin kapılarını araladı. Putin’in ‘savaş ekonomisi’, savunma harcamalarındaki cömert artışlarla 2023 ve 2024 yıllarında yüzde 4’ün üzerinde bir ekonomik büyüme sağladı. Batılı şirketlerin Rusya pazarından çekilmesiyle oluşan boşluklar da, Kremlin’e yakın iş insanları için büyük fırsatlar yarattı. Forbes’un verilerine göre, 2024 yılında Rusya’daki milyarderlerin yarısından fazlası ya doğrudan askeri tedarikte yer aldı ya da savaş ekonomisinden dolaylı yollarla fayda sağladı.

Bu durumun en çarpıcı örneklerinden biri eski bankacılık milyarderi Oleg Tinkov’un yaşadıklarıdır. Tinkov, savaşı Instagram’da ‘çılgınlık’ olarak eleştirmesinin hemen ardından Kremlin’den tehdit telefonları aldığını ve bankası Tinkoff Bank’ın kamulaştırılacağı uyarısıyla karşılaştığını aktardı. Sonunda bankasını, gerçek değerinin yalnızca yüzde 3’üne, savaş uçağı motorları için nikel tedarik eden Vladimir Potanin‘e bağlı bir şirkete satmak zorunda kaldı. Yaklaşık 9 milyar dolar servet kaybeden Tinkov, Rusya’yı terk etti. Bu olay, Putin’in ‘sopa’ politikasının ne kadar acımasız olabileceğinin somut bir göstergesi oldu.

Yaptırımların Paradoksu ve Yeni Bir Sadakat Sınıfı

Uzmanlara göre Batı’nın yaptırımları, Rus milyarderleri Putin’e karşı bir muhalefet odağı haline getirmek yerine, onları daha da Kremlin’e bağladı. Carnegie Russia Eurasia Center’dan Alexandra Prokopenko, yabancı şirketlerin Rusya’dan çekilmesiyle oluşan boşluğun Kremlin’e yakın iş insanları tarafından doldurulduğunu ve bunun yeni bir ‘sadıklar sınıfı’ yarattığını belirtiyor. Bu sadakat karşılığını fazlasıyla buldu; 2025 yılında Rusya’daki milyarder sayısı 140’a yükselerek rekor kırdı ve toplam servetleri 580 milyar dolara ulaştı.

Bu gelişmeler, Rusya’nın dış baskılara rağmen iç dinamiklerini nasıl yeniden şekillendirdiğini ve Vladimir Putin‘in kişisel iktidarını ekonomik elitler üzerindeki mutlak kontrolle nasıl pekiştirdiğini gösteriyor. Gündemdeki bu dönüşüm, küresel siyaset ve ekonomi analizlerinde dikkate alınması gereken önemli bir faktör olmaya devam ediyor.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir