Her yıl 5 Aralık, Dünya Kadın Hakları Günü olarak anılırken, bu tarih Türkiye için özel bir anlam taşımaktadır. Zira 5 Aralık 1934 tarihinde Türk kadınlarına seçme ve seçilme hakkı tanınarak, ülkemiz kadınların siyasi hayatta temsiliyetini sağlayan öncü ülkeler arasında yerini almıştır. Bu anlamlı gün, yalnızca bir anma değil, aynı zamanda kadınların eşitlik mücadelesinde katedilen mesafeyi ve geleceğe yönelik hedefleri değerlendirme fırsatı sunar.
5 Aralık 1934: Bir Devrimin 91. Yıl Dönümü
5 Aralık 1934, Türk tarihinde bir dönüm noktası olarak kaydedilmiştir. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğinde gerçekleştirilen reformlarla, kadınlarımıza milletvekili seçme ve seçilme hakkı tanınmıştır. O dönemde birçok gelişmiş Avrupa ülkesinden dahi önce atılan bu adım, Türkiye‘nin modernleşme ve çağdaşlaşma vizyonunun en somut göstergelerinden biriydi. Bu sayede milli irade tam anlamıyla tecelli etmiş, toplumsal dönüşümün kapıları ardına kadar aralanmıştır. İlk kadın milletvekillerinin 1935 seçimlerinde TBMM‘ye girmesiyle, kadınların sesi siyaset arenasında da gürleşmiştir.
Atatürk Dönemi Kadın Hakları Reformları
Kadın hakları mücadelesi Türkiye topraklarında aslında Osmanlı’nın son dönemlerinde başlamış, ancak Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte büyük bir ivme kazanmıştır. Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğünde hayata geçirilen reformlar zinciri, kadınların eşit yurttaşlık haklarına kavuşmasında kilit rol oynamıştır:
- Tevhid-i Tedrisat Kanunu (1924): eğitim tek bir sistem altında toplanarak, kız ve erkek çocuklarına eşit eğitim olanakları sunuldu. Bu sayede geleceğin aydın kadınlarının yolu açıldı.
- Kıyafet Kanunu (1925): Kadınlara kamusal alanda özgürce var olma imkanı tanınarak, hem aile içinde hem de birey olarak eşit haklar pekiştirildi.
- Medeni Kanun (1926): Evlenme, boşanma, miras gibi konularda laik hukuk kabul edildi ve kadınlarla erkeklerin hakları hukuk önünde eşitlendi. Bu, kadınların toplumsal ve kamusal yaşamda eşit ve özgür bireyler olarak yer almasının başlangıcı oldu.
Küresel Perspektifte Türkiye’nin Öncülüğü
Türk kadınlarına seçme ve seçilme hakkının 1934 yılında verilmesi, dünya genelinde büyük yankı uyandırmıştır. Dönemin Fransız, İtalyan ve Belçikalı kadınlarının dahi Türkiye‘ye gıptayla baktığı, TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu (KEFEK) Başkanı Çiğdem Erdoğan tarafından dile getirilmiştir. Gerçekten de, birçok Avrupa ülkesi bu hakkı Türkiye‘den çok sonra tanımıştır:
| Ülke | Kadınlara Seçme ve Seçilme Hakkı Tanınma Yılı |
|---|---|
| Türkiye | 1934 |
| Fransa | 1944 |
| Japonya | 1945 |
| İtalya | 1946 |
| Yunanistan | 1952 |
| İsviçre | 1971 |
Bu tablo, Türk Devrimi’nin kadın hakları konusunda ne denli ilerici ve evrensel bir nitelik taşıdığını açıkça gözler önüne sermektedir. Berlin Teknik Üniversitesi’ne rektör seçilen Fatma Deniz gibi başarılı kadınlarımız, Atatürk’ün açtığı bu yolda emin adımlarla ilerlemeye devam etmektedir.
Günümüzde Kadın Hakları ve Gelecek Vizyonu
Günümüzde Türk kadınları, eğitimden sağlığa, iş dünyasından siyasete, sanattan spora kadar hayatın her alanında aktif rol oynamakta ve başarılarını sürdürmektedir. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Göktaş, Türk Kadınının Seçme ve Seçilme Hakkının 91. Yıl Dönümü Programı’nda yaptığı konuşmada, kadınları güçlendirme ve karşılaştıkları engellerle mücadele etme kararlılığını vurgulamıştır. Son 23 yılda atılan adımlarla Anayasa’ya ‘pozitif ayrımcılık’ ilkesi dahil edilmiş ve kadınların hak ve fırsat eşitliği devlet güvencesine alınmıştır.
Bakan Göktaş, kadınların eğitim düzeyleri, iş gücüne katılım oranları ve kamusal temsiliyetlerinin en yüksek seviyelere ulaştığını belirtirken, 2024-2028 dönemini kapsayan Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi ve Eylem Planı’nda karar alma mekanizmalarında kadın temsilini güçlendirmenin başlıca hedefler arasında olduğunu ifade etmiştir. Ayrıca, ‘Kadının Güçlenmesi Cumhurbaşkanlığı Genelgesi’ ile kadınların karar alma mekanizmalarındaki rolü daha da pekiştirilmiştir. Çünkü güçlü kadınlar, güçlü adaleti, refahı ve dönüşümü de beraberinde getirir.
Özet ve Önemli Çıkarımlar
- 5 Aralık, Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı tanınmasının yıl dönümü ve Dünya Kadın Hakları Günü’dür.
- Türkiye, 1934 yılında bu hakkı tanıyarak birçok Batı ülkesinden önce öncü bir adım atmıştır.
- Atatürk döneminde eğitimde eşitlik, Medeni Kanun ile hukuksal eşitlik gibi devrim niteliğinde reformlar gerçekleştirilmiştir.
- Günümüzde kadınların her alandaki temsiliyetini artırmak ve pozitif ayrımcılık ilkesini pekiştirmek için çalışmalar sürmektedir.
- Kadının gücü, bir ülkenin kalkınması ve geleceği için vazgeçilmez bir unsurdur.

Bir yanıt yazın